Gül Suyu: Yapılışı ve İnanılmaz Faydaları

  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
Gül Suyu: Yapılışı ve İnanılmaz Faydaları
Gül suyu, geçmiş çağlardan beri sağlık ve güzellik için kullanılmıştır. Ayrıca oldukça yumuşak ve insanı kendinden geçiren bir kokusu vardır.

Hint ve Arap toplumları tarafından gerek cilt yenileyici olarak, gerek dini törenlerde, hatta yemeklerde bile sıklıkla kullanılmaktadır.

Bugün sizlere, özellikleri saymakla bitmeyecek bu mucizeyi nasıl kolayca hazırlayıp kullanabileceğinizi anlatmak istiyoruz.

Gülün Genel Faydaları

  • Sindirim: Gül yapraklarını yemeklerinizde kullanarak bağırsaklarınızı temizleyebilir ve kabızlığı önleyebilirsiniz. Gül yaprakları salatada, hatta çay yapımında bile kullanılabilir.
  • Göz iltihabı: Gözünüzde iltihaplanma varsa, gül yapraklarını demleyip içebilirsiniz. Etkisini hemen gösterecektir.
  • Cilt: Gül suyu cildin tazelenmesine, kırışıklıkların giderilmesine, hatta yaraların daha çabuk iyileşmesine yardımcı olur.

Gül Suyunun Özellikleri

  • Gül suyu, iltihap sökücü ve dekonjestandır ve uzun bir günün sonunda vücudunuzdaki yorgunluğu giderebilir. Gül suyunu sabahları kullanırsanız, gözlerinizin altındaki kararmaların azaldığını fark edeceksiniz.

Bu makalemize de göz atın: Üç Gün İçinde Vücudunuza Detoks Uygulayan Bu Yeşil Suyu Nasıl Hazırlarsınız

  • Baş ağrılarını dindirir. Bir mendili gül suyu ile ıslatıp alnınıza koyabilirsiniz.
  • C vitamini açısından zengindir. Vücuttaki kolajen sentezini hızlandırıp, serbest kökleri etkisiz hale getirerek yaşlanma sürecini yavaşlatır.
  • Rahatlatıcıdır.
  • Ciltteki siyah noktaları, çatlakları ve kırışıklıkları giderir.
  • Saç köklerini güçlendirir ve kan dolaşımını arttırır. Böylece saç dökülmesinin önüne geçer.
  • İçerdiği tanin, pektin, E ve B vitaminleri ile cildinizi sıkılaştırıp temizleyen ideal bir toniktir.
  • Antibakteriyel özelliği ile, yara, çıban ve sivilcelere karşı oldukça etkilidir.

Gül Suyu Yapımı

Gerekli malzemeler

  • Yarım kilo gül yaprağı
  • Kapaklı bir tencere
  • Yarım litre temiz su
  • Hava kilidi olan cam şişe

Hazırlanışı:

  1. Gül yapraklarını toplayarak işe başlayın. Pembe ve kırmızı yapraklar genelde en hoş kokulu olanlardır. Yarım kilo yaprak toplamanız gerektiğini unutmayın.
  2. Ayrıca, eğer yaprakları kendiniz topluyorsanız, sabah saatlerinde toplamaya özen gösterin. Bu saatlerde yapraklar, içerdikleri maddeler yönünden daha zengindir.
  3. Tencereyi saf su ile doldurun. Bu tür toniklerin yapımında, özellikle de cilt için kullanılacaksa saf su kullanmak daha iyidir.
  4. Suyu doldurduktan sonra, gül yapraklarını ekleyin ve ocağı yüksek ateşe getirin.
  5. En önemli kısım, su kaynamaya başladığı an ateşi kısmanız gerektiğidir. Suyun buharlaşmasına izin vermemelisiniz, zira gülün yağı, ve tüm faydalı özellikleri bu buharla uçup gidecektir.
  6. Ateşi kıstıktan on dakika sonra, ocağın altını tamamen kapatın.
  7. Bir saat boyunca dinlenmeye bırakın.
  8. Soğuduktan sonra, suyu iyice süzün.
  9. Son olarak, suyu cam şişeye doldurup buz dolabına koyun. Ertesi günden itibaren gül suyunuzu kullanmaya başlayabilirsiniz.
  10. Gül suyunun serinliği cildinizi temizleyecek ve canlandıracaktır.

Gördüğünüz gibi gül suyu, hazırlaması çok kolay olan doğal bir ilaçtır.

Hacıyev, Azerbaycan'ın Dağlık Karabağ sorununun çözüm sürecindeki tutumunu AA muhabirine değerlendirdi.

Ermenistan'daki yönetim değişiminin ardından Azerbaycan'dan "Biz yeni Erivan yönetimi ile Dağlık Karabağ sorununun çözümü için seri ve sonuç odaklı adımlar atmaya hazırız, Erivan yönetimi ise iyi niyet göstermelidir" şeklinde açıklamalar yapıldığını hatırlatan Hacıyev, Azerbaycan yönetiminin iyi niyetini gösterdiğini, Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in, Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'la üç kez görüştüğünü kaydetti.

Hacıyev, müzakere sürecinin ilerlemesi için Ermenistan'ın atması gereken adımlar olduğunu belirterek "Üzüntüyle belirtmek istiyorum ki Ermenistan yönetimi sanki önceki Sarkisyan-Koçaryan rejiminin yanlışlarını tekrar ediyor ve müzakere sürecini bloke edecek beyanatlarda bulunuyor. Ermenistan tarafından yapıcı ve doğru adımların atılmasına ihtiyaç var. Uluslararası kamuoyu da bu konuda daha ısrarlı olmalı, Ermenistan'a net siyasi ve diplomatik mesajlar iletilmelidir." dedi.

Uluslararası kamuoyunun Dağlık Karabağ sorununun çözümü için gösterdiği çabaların yetersiz olduğunu ifade eden Hacıyev, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Müzakere süreci 25 yıldan fazladır devam ediyor. Bu süreçte Azerbaycan toprakları işgalden kurtarıldı mı? Hayır. Göçmenler topraklarına geri döndü mü? Hayır. Artık işgalci ve saldırganı kendi adıyla çağırmanın zamanıdır. Konuya sadece genel ve dengeli ifadelerle yaklaşım, işgalin 25 yıldan fazla devam etmesine neden oldu. Bu gibi adımlar da işgalci devleti cesaretlendiriyor. Dolayısıyla Ermenistan işgalci politikasını güçlendiriyor, Azerbaycan topraklarını ilhak etmek siyasetini yürütüyor."

Hacıyev, Ermenistan'ın, işgal altında tuttuğu Azerbaycan topraklarındaki altın ve bakır madenlerini işleterek dünya piyasasına sattığını vurgulayarak bunun tüm uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu belirtti.

İşgal altındaki bölgelerdeki Azerbaycan'a ait dini ve kültürel anıtların tahrip edildiğine de işaret eden Hacıyev, bunun sadece Azerbaycan'ın değil, dünya kültürüne de vurulan bir darbe olduğunun altını çizdi.

"AZERBAYCAN HALKI BARIŞA HAZIR"

Hacıyev, müzakere sürecini yürüten AGİT Minsk Grubu eş başkanlarının son bildirilerinde "halkların barışa hazırlanması gerektiği" yönünde ifadelerin yer aldığını hatırlatarak şunları söyledi:

"Emin olarak söyleyebilirim ki; Azerbaycan halkı barışa hazırdır. Barışın sürdürülebilir olması için adaletli olması lazım. Ermenistan ordusunun işgal altındaki bölgeleri boşaltması, göçmenlerin kendi topraklarına dönmesiyle bölgede adil barış sağlanabilir. Azerbaycan halkı bu barışa hazırdır. Fakat Ermenistan'ın dediği barışla uluslararası hukukun dediği barış arasında fark var. Ermenistan, mevcut durumu, yani işgal halini sürdürmeyi barış olarak nitelendiriyor. Buna barış diyemeyiz. Dolayısıyla Ermenistan halkının barışa hazırlanmasına ciddi ihtiyaç var. Ermenistan, ona ait olmayan, işgal ettiği toprakları geri vermeli, Azerbaycan ve diğer komşu devletlerle barış içerisinde yaşamalıdır."

Ermenistan'ın işgalci politikasının, tüm bölgenin barış ve istikrarına ciddi tehdit oluşturduğunu vurgulayan Hacıyev, şöyle devam etti:

"Bu politika yüzünden her zaman gerginlikler oluşabilir. Bunun da sorumluluğu doğrudan Ermenistan'dadır. Azerbaycan sorunun barış yoluyla çözümüne inanıyor. Sorunun barış yoluyla çözülmesi için kaynakların tükenmediğini düşünüyoruz. 25 yıldan fazladır müzakere sürecine katılımı, Azerbaycan'ın iyi niyetinin ve barışa olan desteğinin göstergesidir. Aynı zamanda bu Azerbaycan'ın uzlaşmacı tutumu ve tavizidir. Fakat bu sonsuza kadar böyle devam edecek mi? Hayır. Azerbaycan'ın da sabrının bir sınırı vardır. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi taleplerine uygun olarak Ermenistan ordusu Azerbaycan topraklarından çıkmalıdır. Aksi halde Azerbaycan, her bir devlet gibi Birleşmiş Milletler nizamnamesinde gösterilen tüm hukuki haklarını kullanmak zorunda kalacaktır."

"TÜRKİYE-AZERBAYCAN İŞ BİRLİĞİ EN YÜKSEK ZİRVEDE"

Hacıyev, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine de değinerek "Ülkelerimiz arasındaki ilişkiler halklarımızın tarihi dostluk ve kardeşliğine, ortak kültürümüze, etnik yakınlığımıza dayanıyor. Azerbaycan ve Türkiye'nin liderlerinin ortak çabalarıyla iki ülke arasındaki iş birliği en yüksek zirvede. Ortak çabalarımızla Bakü-Tiflis-Ceyhan Petrol Boru Hattını, Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolunu gerçekliğe dönüştürdüğümüz gibi bugün de Hazar Denizi'ni Akdeniz, Karadeniz ve Adriyatik Denizi'yle birleştiren büyük proje yapıyoruz. Bu da TANAP ve TAP projeleridir. Azerbaycan ve Türkiye liderlerinin kararlı siyasi iradesi olmasaydı bu projeler gerçekleşmezdi. Önümüzdeki günlerde Türkiye-Azerbaycan kardeşliğinin daha da güçleneceğinden eminim." yorumunda bulundu.

Anahtar Kelimeler:
Hafızanıza Yardımcı Olacak Şifalı BitkilerSonraki Haber

Hafızanıza Yardımcı Olacak Şifalı Bitkil...

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar